WWW.AHMETTURKAN.COM.TR

ZAMAN HER ŞEYİ ANLATIR

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa SSS AKLIMA TAKILANLAR TSK'DA EĞİTİM-ASKERİ OKULLAR

TSK'DA EĞİTİM-ASKERİ OKULLAR

e-Posta Yazdır PDF

Eski TSK mensubu anlatıyor

 

TSK'da Eğitim yazı dizisinin bu günkü bölümünde söz YAŞ'zede eski TSK mensubu Ahmet Türkan ile Demokrat Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Gürkan Avcı'da.

 

FATİH AKKAYA

Ahmet Türkan öğrencilik yıllarını anlattı, 12 Eylül ve 28 Şubat sürecinde TSK'da eğitim ve dine bakışı değerlendirdi. DES Genel Başkanı Gürkan Avcı ise, TSK'daki mevcut eğitim sisteminin milletin değerleri ile çatıştığını belirtirken, “TSK'da eğitim sistemi tekrar Peygamber Ocağı haline getirilmelidir” çağrısında bulundu.  

YAŞ kararı ile TSK'dan ihraç edilen bir isim olan Ahmet Türkan şunları kaydetti: “Burada TSK'yı direk suçlamak yerine eğitim sistemine göz atmakta yarar vardır. 12 Eylül öncesinin eğitim sisteminde din dersi seçmeli uygulanıyordu ve pek çok okul tercih edilmediği gerekçesi ile uygulamıyordu. Sınıf okullarında ise tamamen mesleğe yönelik dersler okutulduğu için herhangi bir din dersi uygulaması yoktu. Deniz astsubay okullarında oruç tutmak yasaktı. O yıllarda doğru dürüst İslami bilinç de olmadığından pek çok öğrenci böyle bir girişimde bulunmazdı bile. Ailelerinde dini eğitimi almış ancak parmakla sayılacak kadar az öğrenci oruçlarını tutarlardı. O da gizli saklı. Namaz kılan hiç duymadım desem yanlış olmaz.”

FITRATA TERS ALIŞKANLIKLARA İTİLDİK
“Benim öğrencilik yıllarımda alkol kullanımı kesinlikle tavsiye edilen, olmazsa olmaz olarak sunulmaya çalışılan bir konuydu. İçki bardağı nasıl tutulur. Hangi içkiler iyidir veya tercih edilir tarzında ballandıra ballandıra anlatılan fıtrata ters alışkanlıklar. Ayrıca her öğrencinin mutlaka bir kız arkadaşı olmalıydı. Kız tavlamak önemliydi. Sosyal olmanın olmazsa olmaz kuralı idi. Bu konuda en iyi çözüm 1975-76 döneminin 2. yarısından itibaren dersleri iyi olan öğrencilerin Zeynep Kamil Hemşirelik Okulu'nda verilen konserlere ödül olarak gönderilmesi ve öğrencilerin kızlarla tanışıp arkadaşlık kurmalarına yardımcı olunması olarak bulunmuş ve pek çok öğrencinin bu yolla bir kız arkadaşının olması sağlanmıştı.”

BAHRİYELİNİN HAYATININ ANLAMI
“Okul hayatımız boyunca bu konular bir şekilde beynimize yerleştirildi. Kadın ve alkol Bahriyelinin hayatının anlamı idi. Aslında her limanda bir sevgili anlayışı da bunun eseri idi. 14-15-16 yaşlarında üniforma giyen bir delikanlı eğitiminde önemli bir yer tutan bu hususlarla yoğrula- yoğrula eğitilirse manevi konulara bakışı ve yaklaşımı nasıl olur düşünülmelidir.”


12 EYLÜL SONRASI
“12 Eylül öncesi ciddi bir siyasi gerilim ve bölünmüşlük hakim idi. !2 Eylül darbesi ile solcular solculuklarını bırakarak Kemalizm perdesi altına girmişler 12 Eylül sonrasında ise bu yeni kimlikle dindar subay ve astsubayları hedef tutmuşlardır. 12 Eylül'ü yapanlar pek çok insana zulmettiler ve inançlarını süpürdüler. 12 Eylül sonrasında idealler öldü. Gençler idealler yerine nefis ve hevalarına teslim olup tamamen çıkarcı, maddiyatçı bir görünüm sergilemeye başladılar. Bu durum TSK için de maalesef aynıdır. Yağdanlıklar kazandı, daha önce idealleri olanlar fişlendiler. Bu fişleme uzun bir süre devam etti ve 28 Şubat sürecini doğurdu.”

28 ŞUBAT SÜRECİ NASIL ALGILANMALI?
“28 Şubat süreci ise bu gizli kamplaşmanın maksimum seviyesidir. 28 Şubat sürecinin TSK'daki din anlayışını tamamen ajite ettiği bir gerçektir. Deniz Kuvvetlerinin kara unsurlarının konuşlandığı birliklerde daha önceden yapılmış olan mescit ve camiler yıkılmıştır. Bunlara en üzücü örnek Uzunada'da bulunan caminin tamamen yıkılması ve temel yerinin hafriyatının dahi temizlenerek izlerinin silinmeye çalışılması gösterilebilir. Bunun pek çok örneği maalesef diğer kuvvet komutanlıklarında da yaşandığı bilinmektedir. 28 Şubat sonrasının karanlık tabloları ise günümüzde balyoz darbe planı gibi henüz davam eden davalar yüzünden tam olarak aydınlatılmayı beklemekle birlikte iç açıcı olmadığı sağ duyu sahibi olan herkes tarafından malumdur.”

ASKERLER TOPLUMA YABANCI MI?
“Askerler sivillerle yani toplumun ana unsuru ile uzak bir hayat sürer. Gerek disiplin anlayışları, gerek yaşam tarzları, gerekse bulundukları konum itibari ile askerlik görevlerini büyük çoğunluğunun er olarak yaptığı bir toplumda komutan algısının yenilip samimiyet kurulabilmesi elbette kolay olmayacaktır. Çünkü yaklaşımlar zaten toplumdan kopuk olarak yaşamayı adeta emreder. Askerlerin genelde takıldığı mekanlar, orduevleri ve askeri kamplardır. Yani sosyal olarak ta toplumla iç içe olmazlar. Olamazlar. Kendilerine sunulan olağanüstü imkanları terk edip bir otele eğlenmeye veya konaklamaya asla gitmezler. Çünkü bir kere maliyetler buna müsaade etmez. Ordu evinde konaklamanın bedeli 1 TL ise bir otelde konaklamanın bedeli en az 5 TL'dir. Yemek ve en azından berber fiyatları bile piyasa ile korkunç farklar doğurmaktadır. Bu durum ise ister istemez askerlerin 1. tercihini askeri imkanlardan yana kullanmalarına sebep olur ki toplumdan kopmanın ana sebebi olarak bakılabilir.”

FİŞLEME MANTIĞI NASIL ÇALIŞIYOR?
“Bir subay çocuğunun elinden tutar ve camiye götürürse en kötü ihtimalle fişlenir ve ilk YAŞ şurasında atılma sırasının kendisine gelip gelmediğine bakar.
Eşi kapalı ise risktir. Çocuğunu hangi kursa gönderdiği, dine yatkın olup olmadığı, yakın akrabaları içinde dini bağlılıkları kuvvetli olanların var olup olmadıkları araştırılır. Fişleme dosyasına bir işaret konulur. Batı çalışma grubu senelerce bu vazifeyi icra etmiştir. Oraya göreve seçilenler de Batı çalışma grubunu ruhuna uygun kişilerdi. Yüze dost ama aslında düşman. Ulu orta dini konuları açan, dini meseleleri tartışan biri varsa bilin ki o batı çalışma grubunun etkili bir elemanıdır ve av peşindedir. Öyle bir sohbette dine nasıl saldırılabileceğini tahmin etmek zor olmasa gerektir.”


LOJMANLARDA OTURMAK NE KADAR SOSYAL?
“Lojmanlar büyük ölçüde halktan tecrit edilmişlerdir. Lojmanlarda oturma süreleri ve subay ve astsubaylara tahsis oranları dolayısı ile daha uzun süreler lojman imkanlarından faydalanma hakkına sahip olan subaylar maalesef astsubaylara oranla halktan daha fazla kopuk yaşamaktadırlar. Son dönemde yaşanan terör olayları askerlerin daha fazla kabuklarına çekilmelerine sebep olmuştur. Aslında bu kaçınılmaz bir durumdur. Aşmak için farklı yöntemler bulunmalıdır fakat istihbarat açısından güvenilirlik göz önünde bulundurulmak zorundadır.”

HALKA YAKIN OLMAK
“Halkın değerlerine yabancı olmak: Burada iş siyaset yaklaşımına gelmektedir. Askerlerin gözünde toplum siyasi partilerin gruplarıdır. Dini yaklaşımı olan insanların her biri ise dine yakın partilerin adamlarıdır. Bu yüzden yaklaşmak yanlıştır. Yaklaşanlar kendi başlarına çorap örerler. Burada bir parantez açmakta yarar vardır. 28 Şubat sürecinin siyasi kahramanları maalesef siyaseti dine alet etmişlerdir. Siyasi emelleri için dindar subay ve astsubaya yakınlaşmayı ve çıkar sağlamayı marifet saymışlardır. Askerlerin hassasiyetini algılayamamışlar ve aldıkları oyları direk resmileştirme girişimlerinde bulunmuşlardır.”

AVCI: SİSTEM MİLLETİN DEĞERLERİ İLE ÇATIŞIYOR
Demokrat Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Gürkan Avcı ise, TSK'daki mevcut eğitim sisteminin milletin değerleri ile çatıştığını söyledi. Avcı, konuyla ilgili şunları söyledi: “Özellikle 27 Mayıs askeri müdahalesinden sonra ordu içinde güçlenen ve örgütlenen ayrık otları askeri okullarda Marksist, Leninist, ateist, mason ideoloji ve kültürünü egemen kılmaya çalışmışlardır. TSK'da ne yazık ki manevi dünyaları sapkın düşüncelerle dolu bazı paşaların ve askerlerin sayısı hızla artmış, TSK'ya ait askeri liseler ve harp okullarında verilen eğitimde manevi alan ihtiyacı yeterince karşılanmamıştır. Oysa, ağzından ‘Allah, Allah' nidalarını eksiltmeyen Mehmetçiğin komutanları, yaşam biçimleriyle onlara örnek olmalıdır. Paşaların bir elinde Kur'an diğer elinde bilgisayar olsa ve alnı secde görse yani milletin değerleriyle örtüşse irtica mı gelir? Bence irtica değil itibar gelir. Namazında niyazında olan paşaların yönettiği TSK'da ne darbeci, ne cuntacı, ne de hortumcu olur. Bu nedenle Genelkurmay, vakit geçirmeden TSK içindeki ayrık otlarını temizlemeli ve TSK'daki eğitim sistemini milletin değerleriyle çatışmaktan kurtarmalıdır. Kısacası TSK'daki eğitim sistemi tekrar Peygamber Ocağı haline getirilmelidir.”

TEK TARAFLI TEVHİD-İ TEDRİSAT
“Bugün TSK'nın en büyük sıkıntısı dinden tecrit edilmiş bir eğitim sistemi ve bu eğitim sistemi ile yetişmiş ve bürokrasinin önemli kademelerini işgal eden kadrolardır. Askeriyede, milletle yabancılaşan, milletle inatlaşan, Meclis'in verdiği kararları tanımayan, gücünü aldığı milletin iradesine tabi olmamakta ısrar eden bir yapı varsa, bütün bunun temelinde tek taraflı tevhid-i tedrisat anlayışına bina edilmiş olan eğitim sisteminin yetiştirmiş olduğu nesillerin ortaya çıkardığı bir problem yatmaktadır.”

KAYNAK :http://www.habervaktim.com/haber/131915/eski_tsk_mensubu_anlatiyor.html

Son Güncelleme: Cumartesi, 15 Haziran 2024 01:08  

İstatistikler

OS : Linux c
PHP : 5.3.29
MySQL : 5.7.43
Zaman : 01:08
Ön bellekleme : Etkisizleştirildi
GZIP : Etkisizleştirildi
Üyeler : 3475
İçerik : 649
Web Bağlantıları : 8
İçerik Tıklama Görünümü : 1787497

Sıcak Haberler

En büyük mezar; insanın içine gömdükleridir….