WWW.AHMETTURKAN.COM.TR

ZAMAN HER ŞEYİ ANLATIR

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa SSS SORULARA CEVAPLAR Peygamber Efendimiz'in En Yakınındakiler

Peygamber Efendimiz'in En Yakınındakiler

e-Posta Yazdır PDF

Abdullah bin Abbas, Muaviye'nin huzuruna girmek için izin istedi. O anda Kureyş'in bütün kabilelerinden Muaviye'nin yanında oturanlar vardı. Said bin As onun sağ tarafında oturuyordu. Muaviye, Abdullah bin Abbas'ın geldiğini görünce: 'Ey Said! Allah'a yemin ederim, bugün İbn Abbas'a öyle sualler soracağım ki cevap vermek onu yoracaktır' dedi.
 
Ebu Bekir Sıddık nasıldı?
Said: 'İbn Abbas gibi bir insan senin suallerinin cevabından yorulmaz' diye karşılık verdi. Abdullah bin Abbas oturduktan sonra Muaviye ona: 'Ebu Bekir hakkında ne dersin?' diye sordu. İbn Abbas da şöyle cevap verdi: 'Allah Ebu Bekir'den razı olsun. Allah'a yemin ederim ki Ebu Bekir Kur'an'ı çok okur, dünyaya meyletmekten uzak kalır, kötü konuşmazdı. Münkeri nehyeder, dinini iyi bilirdi. Allah'tan korkar, geceleyin ibadet eder, gündüzleri oruç tutardı. Dünyasında sağlamdı. İnsanlara adaleti uygulamakta azimliydi. Marufu emrederdi ve kendisi de yapardı. Bütün hallerinde Allah'a şükrederdi. Sabah-akşam Allah'ı zikrederdi. Nasihatlerle nefsini tezkiye ederdi. Takva, iffet, zühd, temizlik hususlarında arkadaşlarından üstündü. Binaenaleyh onun aleyhinde konuşan, onu ayıplayan kimseye Allah kıyamet gününe kadar lanet yağdıracaktır'.
 
Ömer bin Hattab nasıldı?
Muaviye: 'Peki Ömer bin Hattab hakkında ne diyorsun?' dedi. İbn Abbas şöyle konuştu:  'Allah Ebu Hafs'dan razı olsun. Allah'a yemin ederim ki o İslâm'ın dostuydu, yetimlerin sığınağıydı. İmanın merkezi idi. Zayıfların, korkanların kalesiydi. Halk için bir sığınaktı. Halka yardımcıydı. Allah için çalıştı, sabır gösterdi, yaptıklarının karşılığını Allah'tan istedi. Allah da dini galib getirdi, memleketler fethedildi. Allah yeryüzünün çeşitli yerlerinde zikredildi. Sahralarda, tepelerde, etraflarda, bölgelerde hep Allah zikredildi. Ömer fahiş sözleri söylemek anında vakurdu. Korkunç devirlerde de, genişlikte de Allah'ı çokça zikrederdi. Her zaman Allah'ı zikrederdi. Kim ona buğzederse, Allah kıyamet gününe kadar ona lanet edecektir' dedi.
 
Osman bin Affan nasıldı?
Muaviye: 'Peki Osman bin Affan hakkında ne düşünüyorsun?' diye sordu. İbn Abbas şöyle dedi: 'Allah Ebu Amr'dan razı olsun. Allah'a yemin ederim, o insanların en cömerdi, halkın en merhametlisi, en sabırlısıydı. Seferler zamanında ibadet eder, Allah'ı zikir anında çokça gözyaşı dökerdi. Gece gündüz daima düşünür, iyilik ve faziletlere koşardı. Her kurtarıcı noktaya tehlikeden kaçan bir kimsenin kaçışı gibi kaçardı. Asker ve kuyu sahibi idi. (İbn Abbas bu sözüyle Hz. Osman'ın Tebûk gazvesinde sıkıntılı orduyu büyük bir mal ile teçhiz ettiğine ve bir Yahudi'den Rume kuyusunu satın alıp Medineli Müslümanlara vakfettiğine işaret etmektedir). Hz. Peygamber'in iki kızına koca olmak suretiyle onun damadıydı. Kim ona söverse Cenabı Hak kıyamete kadar ona nedamet (pişmanlık) verecektir'.
 
Ali bin Ebu Talip nasıldı?
Muaviye; 'Peki Ali bin Ebî Talib hakkında ne düşünüyorsun?' dedi. İbn Abbas şöyle dedi:
'Allah Ebu'l-Hasan'dan razı olsun. Allah'a yemin ederim ki, o hidayetin nişanı, takvanın verasıydı. Aklın yuvası, güzellik ve zarafetin dağı, gece karanlığında yürüyüşün nuruydu. En büyük delile insanları çağırır, daha önceki sahifelerin içindekileri bilirdi. Kur'an'ın teviline vakıftı. Daima hidayet sebeplerine sarılır, haksızlık ve zulmü terk ederdi. Tehlike yollarından hakka meyletmiş, gönül vermişti. İman eden ve Allah'tan korkanların hayırlısıydı. Gömlek giyenin, aba takanın efendisiydi. Hac ve umre yapanın efdaliydi. Adalet yapanların en müsamahakârıydı. Peygamberler ve hasseten Rasûlü Ekrem müstesna dünya ehlinin en hatibiydi. İki kıbleye de yönelip namaz kılmıştı. Acaba ehli tevhidden ona denk olan var mıdır? Kadınların en hayırlısının kocası idi. Rasûlullah'ın iki torununun babasıydı. Gözüm onun gibisini görmedi ve kıyamete kadar da görmeyecektir. Kim ona lânet okursa, Allah'ın ve bütün kulların lâneti kıyamete kadar onun üzerine olsun!'
 
Talha ve Zübeyr nasıldı?
Muaviye 'Peki Talha ve Zübeyr hakkında ne diyorsun?' diye sorunca İbn Abbas şöyle dedi: 'Allah onların ikisine de rahmet eylesin! And ederim onlar afif (doğru) kişilerdi. Müslüman idiler, tahirdiler. Şehit idiler, âlimdiler. Her ne kadar bir kez ayakları sürçtüyse de İslâm'a daha önceki yardımlarından, peygamberine daha önceki sohbetlerinden ve güzel fiillerinden ötürü Cenab-ı Hak onların bu sürçmelerini affedecektir!'
 
Muaviye bu sefer: 'Peki Abbas hakkında ne diyorsun?' diye sordu. İbn Abbas şöyle dedi:'Allah Ebu'l Fadl'dan razı olsun. Allah'a yeminim olsun ki, o Rasûlullah'ın babasının özbeöz kardeşi idi. Rasûlullah'ın gözaydınlığıydı. Kavimlerin sığınak yeri ve efendisi idi. O Amcaların efendisiydi. Emirleri bilmek, neticeleri çözmek bakımından uzak görüş sahibi idi. İlim onu süslemişti. Onun fazileti zikredildiğinde soylar ve soplar yıkılırdı. Onun aşiretinin şanı zikredildiğinde sebebler uzaklaşırdı. Nasıl böyle olmasın ki? Onu yeryüzünde yürüyenlerin en hayırlısı, Kureyş'ten yürüyenlerin iftiharı Abdulmuttalib yetiştirmişti.' [Taberani, Heysemi]
 
Ebu Ubeyde bin Cerrah nasıldı?
Ebu Ubeyde bin Cerrah (ra) veba hastalığına tutulduğu zaman (ki bu hadise Ramle ile Beyt'ul Makdis arasında bulunan Nevas köyünde hicretin 18'inci senesinde olmuştur. Burada İslâm ordusunun karargâhı bulunuyordu ve başkumandan da Ebu Ubeyde idi) Muaz bin Cebel'e halka namaz kıldırmasını emreder ve Muaz halka imam olur. Sonra Ebu Ubeyde bin Cerrah vefat edince Muaz, halka şöyle hitap eder: 'Ey nas! Günahlardan kesin bir tevbe ile Allah'a dönün. Çünkü Allah'ın kulu, günahından tevbe ederek Allah'a yöneldiğinde onu affetmek Allah'ın adaletine düşer'.
 
Sonra da şöyle devam eder: 'Ey insanlar! Siz öyle bir kişinin ölümüyle musibetdâr oldunuz ki, Allah'a yemin ederim Allah'ın kullarından hiçbirisini görmedim ki yaş bakımından ondan daha genç, daha temiz kalpli, daha doğru, insanları felakete sürmek bakımından ondan daha uzak, akıbeti sevmek bakımından ondan daha şiddetli, halka nasihat etmek bakımından ondan daha nasihatçi olsun. Ona rahmet okuyun ve sonra namazını kılmak için sahraya çıkın. Allah'a yemin ederim ki artık hiçbir zaman onun gibisi size kumandan olmayacaktır!'
 
Halk sahrada toplandı. Ebu Ubeyde'nin cenazesi getirildi. Muaz, imam olarak namazı kıldırdı. O kabre getirildiğinde, Muaz bin Cebel, Amr bin el-As, Dahhak bin Kays kabrine indiler. Onu lahde koyup çıktıktan sonra toprakla örttüler ve Muaz bin Cebel: 'Ey Ebu Ubeyde! Yeminim olsun, seni öveceğim ve bâtıl, asılsız şeyler de söylemeyeceğim. Bâtılın Allah'ın gazabını getirip bana yüklemesinden korkuyorum. Bildiğim kadarıyla sen Allah'ı çokça zikredenlerdendin. Yeryüzünde sakin yürüyenlerdendin. Cahillerin hitabına maruz kaldıklarında, onlara selamla karşılık veren kimselerdendin. İnfak ettiklerinde israfa kaçmayan, cimrilik yapmayan, bu iki haslet arasında olanlardandın. Sen Allah'a yeminim olsun ki Allah'tan korkan ve tevazu gösterenlerdendin. Mütevazı olan, yetime ve miskine merhamet eden, kibirli ve hain kimselere buğzeden kimselerdendin!' [Hâkim, Müstedrek]

Son Güncelleme: Cumartesi, 15 Haziran 2024 00:29  

İstatistikler

OS : Linux c
PHP : 5.3.29
MySQL : 5.7.43
Zaman : 00:29
Ön bellekleme : Etkisizleştirildi
GZIP : Etkisizleştirildi
Üyeler : 3475
İçerik : 649
Web Bağlantıları : 8
İçerik Tıklama Görünümü : 1787446

Sıcak Haberler

En büyük mezar; insanın içine gömdükleridir….