Modern bilimsel anlayış, seküler bir bakış açısıyla insanın biyo-psiko-sosyal bir canlı olduğunda ısrar eder. Bu durum akıl-kalp, madde-mana, şekil-öz ve ruh-beden ayrımından beslenen bir yaklaşımdır. Esasen böyle bir yaklaşım, insanı vahdet temelli ele alan İslami anlayışa uygun değildir. Çünkü insan, biyo-psiko-sosyal bir varlık olmanın ötesinde tefekkür, tezekkür, ibadet, dua ve tövbe başta olmak üzere farklı vasıtaları kullanarak metafizik âlemle ilişki kurabilen bir varlıktır. Buna göre insan, eğer inandığı değerlerle uyumlu bir hayat sürerse ruhsal açıdan dingin ve huzurlu olur. Dahası o, zaman zaman kusur, hata ve günah olarak isimlendirilen davranışlarda bulunabilir. İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliklerden birisi olan tövbe de burada devreye girer. Şüphesiz her din, mensuplarından kendi belirlediği ölçü ve kaidelere göre





